F.Hande BATMAZ

 
  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

F.Hande BATMAZ

KANGURU KESESİ

e-Posta Yazdır PDF

                Bazen hepimiz bir kangurunun kesesinde yaşamak isteriz. Ne şahanedir, ah bir bilseniz...

                O kesenin içine senin dışında, dünyanın hiçbir kötülüğü, çirkinliği, anlaşmazlığı, çıkmazları giremez. Sen istemedikçe kimse seni göremez, sana dokunamaz. Yalnızca sen ve sıcacık, korunaklı huzur dolu bir yuvan vardır, şu koca dünyada...En büyük derdin iki işaret parmağını kesene usulca yerleştirip, iki göz ile dünyayı seyre dalmaktır. O kesenin içinde o bozkır senin, bu sulak yer benim gezer durursun. Nice canlıyı yaralana yaralana değil, göre göre tanırsın. Sana zarar vermelerine, bilmeden de olsa onlara zararının dokunmasına izin vermezsin, veremezsin. Henüz o koca dünyan, farkındalık nedir bilmez çünkü. Öyle ya! Yaralanmadan, kalbine uzanan her bir damar çatlayıp kan kaybına uğramadan, kederin sevincin kardeşi olduğunu bilmeden farkında olamaz ki insan, farkında olması gerekeni...

                O kese var ya o kese, sevgiyi koşulsuzca tattığın yegâne yerdir. Yalnızca senin için, çilesini ömrüne katmış birinin katıksız bir sevgisi vardır. Ve işte o farkındadır. 'Kesesinde bulunduğun' bu yüzden çıkaramaz seni bir türlü; bastırmaz ayaklarını, seni kesik kesik edeceğinden korktuğu canım toprağa...Sen tabi, pek tabi 'farkında' değilsindir. Bazen kesesinden yaşama göz kırptığının, yüzüne damlayan yaşlarını anlayamazsın mesela. Gitmek nedir, kalmak niçindir? Vazgeçmek gerekli midir? Hiç mi hiç bilemezsin, dert etmezsin.

                Kesesinde yaşadığının hızla katettiği yolların sessiz sesini dinler, uğultusuna hayret edersin. Yüzüne çarpan rüzgarın tozlu ılık suretinin bilinçsiz mutluluğunu yaşarsın. Bir kesenin içinde sükun ile yaşarsın.

                Gün olur...yavaş yavaş parmakların ellerini, karnın ayaklarını kesenin dışına iter. Memesinden sütünü kana kana içtiğine elveda dersin. Ne oluyor diye şaşırır...farkında olduğunu anlarsın.

                Bu yüzden canım okuyan, hepimiz şu hayatta bir kangurunun kesesinde olmak isteriz, zaman zaman...

 Sevgiyle,

Feride Hande BATMAZ

                                                              

 

 

ÇİÇEK DURUMU AŞKLAR

e-Posta Yazdır PDF

 

                "İki kökeni var hüznüniyetin: Çiçek durumu aşklar, yaprak düzeni siyasalar..." Üstad Cemal Süreya'nın bu satırları yazarken neyi yaşıyor olduğunu yahut yaşamadığını bilmiyorum pek tabi. Bildiğim şey, her iki vaziyetin de şu anımıza hakim olduğudur.

                Canım dünyada çözümlenmesi bir yana, konuşulması hiç bitmeyecek iki tabi durumdur; Aşk ve Siyaset. Her ikisi de iktidar temellidir çünkü. Yaşanan ve yaşatılan hırsların, menfaat ve güç dengelerinin hepsinin temelinde bu vardır. Bu yüzden nice akıllı beyin ve yalın yürek aşkı tanımlayamıyor olsa da, onun tanımı tam da budur: İktidar. İktidar, iktidarda tek başına kalmaz(kalamaz). Şehvet, tutku, takıntı gibi yandaşlarına da ihtiyacı vardır. Karşı konulamaz, tutkuyla bağlanılan bir 'koku', iktidarı daim kılabilir pek tabi. Çoğunlukçu değil çoğulcu bir demokrasi anlayışına sahiptir aşk. Bu yüzden Kuvvetler Ayrılığı'nın keskin sınırları işlemez ona. Aşkın adil bir durum olduğunu söylemeye kalkmayacaksınız değil mi? Çünkü onun terazisi hiç de hassas değildir. Adaletin olduğu yerde aşk bir çiçek gibi solar. Adil düzenler aşkın toprağına uymaz. Biraz yalancıdır da. Siyasetin büyük bir bölümünde olduğu gibi. Masada el sıkışılan çoğu şey, meydanlarda iktidarın o hırsı ve şehvetiyle unutulup gider. İnkarcıdır. Doğru-yanlış, erken- geç yaptığı her ne varsa inkar edebilir. Üstad yazmış ya, çiçek durumu halleri de yok değildir hani. O rengarenk begonyayı gün ışığına yakıştırırsınız değil mi? Ama yok, o ancak güneşsiz bir ortamda yaşayabilir. Az biraz akılsızdır bu sebeple. Demiş ya, diyorum ya; çiçek durumu işte...

                Hani insanın hakiki kişiliğini yaptığı seçimler belirlermiş ya, aşkta da böyle bir seçim var mıdır ki acaba? Ne zarif, ne aklı salim hanım kızımız gider, kendisine "hiç mi hiç yakışmayan" o oğlanı seçer değil mi? Yahut tam tersi...Oysa sahi üstü anların en gerçek, en sınır tanımaz işgalcisidir aşk. Bu yüzden hakikat o hanım kızımızı yahut efendi oğlumuzu bağlamaz. Bu yüzden iktidar sahibi aşkın gerçekten öte muradına kavuşması gerekir.

Ne diyor:

" Bana hakikati değil muradını ver. Olmak istediğin gibi görün, olduğun gibi değil. Çünkü her yalan bir yaratış."

Cemil Meriç

Sevgiyle,

Feride Hande BATMAZ

 

Medcezir

e-Posta Yazdır PDF
Medcezir

Dim lights Embed Embed this video on your site

 

KADIN MEDYA

e-Posta Yazdır PDF

DEĞERLİ DOSTLAR,

 

BİR SÜREDİR POSTA GAZETESİ'NDEN HARİCİ OLARAK http://www.kadinmedya.com/  DA DA

YAZMAKTAYIM. BU SEBEPLE HATIRLATMAK İSTEDİM, YAZILARIMI BELİRTTİĞİM LİNKTEN DE TAKİP

EDEBİLİRSİNİZ.

SEVGİYLE,

 

FERİDE HANDE BATMAZ

Son Güncelleme ( Perşembe, 09 Şubat 2012 16:50 )
 

KEDER MAHKUMLARI

e-Posta Yazdır PDF

Çoğu zaman acıya, az bir zaman mutluluğa ev sahipliği yapan canım yurdumun toprakları...Ülkesine sevdalı her birimizin basarken iç geçirdiği ancak yaşarken maalesef hor kullandığımız topraklar...Öyle derin ve bir o kadar şanlı bir tarihi olmasına karşın 21.yy Türkiye'si, üstelik ileri demokrasinin temelleri ile donatılmaya çalışılan Türkiye'si, hala insan haklarını arıyor ancak bir türlü bulamıyor. Birden başlayıp onlara varan yürek yakıcı şehit haberleri, kadın cinayetleri/töre hadisesi ve daha nice 'acı' arasında geçtiğimiz aylarda kendi 'küçük' ve 'önemsiz' gündemi ile yüreğime taş gibi oturan başka bir acıyı paylaşmak istiyorum izninizle. Bu acı, Van'dan yola çıkan ve Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde seyir halinde iken bir arıza sonucu yanan cezaevi nakil aracında hayatını kaybeden 'yaşamlara' ilişkin. "E şimdi ne var bunda?" demeyin. Aa pardon, öyle ya 'alıştık' artık; siz de haklısınız!  

Bu 'canım' cezaevi nakil aracında topu topu beş metrekarelik bir alanda beş mahkum, beş 'insan' müphem bir şekilde sonsuzluğa intikal ettiler. Üç bölümlü nakil aracının orta kısmında yer alan bu beş mahkum, duvarlarını yumrukladıkları, çığlıklarını duyuramadıkları o beş metrekarecikte, henüz yargılanma hakkını bile bulamadan, 'tutuklu' oldukları hayata elveda, sonsuz özgürlüğe ise 'Merhaba' diyerek ayrıldılar aramızdan; bizim 'tatlı' dünyalarımızdan. O uzun mesafeli yola herhangi bir sağlık ve güvenlik tedbiri olmaksızın çıkarılmalarını yahut daha 'insani' bir ulaşım yolunun kullandırılmamış olmasını da bir kenara bırakıyorum (bırakmak istemesem de). Ancak suç işlemiş, cezayı hak etmiş dahi olsa "Yok muydu bu insanların 'yaşama hakkı'?" diye sorgulanmaması, şöyle bir göz atılıp geçilen satır arası haber olması öyle kötü hissettiriyor ki bana kendimi..Rahatça kurulduğum koltuğumda oturmak bile batıyor. Ne yazık...

Kimilerinin yollarına pamuklar döşenirken, bu insanların 'keder ile mahkum' edilmeleri mi gerekliydi? Evet onların ölümlerinin adı tam bu: 'Keder ile Mahkum Olunanlar'...Ölümlerinde bile prangaları bileklerinde olanlar...

Amacım ne suç işleyenleri yüceltmek ne de onların su götürmeyecek haklılıklarına karar vermektir. Ancak şudur ki; özgürlüğünü o soğuk ve ruhsuz cezaevlerinin yüksek duvarlarına, kalın ama ince bir sızıyla iç acıtan parmaklıklarına teslim edenlerin de nefes alma; keder ile değil ecel ile ölme hakları vardır.

'Yaratılanı Severiz Yaratandan Ötürü...' diyebilen engin gönüllü ataları olan bir milletin 'İnsan' ve onun yaşama hakkına öncelikle sahip çıkmasını beklemem de işte bundandır.

 

Hüma Kuşunun Gölgesi Üzerinize Olsun...

 

Feride Hande BATMAZ

www.handebatmaz.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 06 Şubat 2012 09:23 )
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 16

Besleme Görünümü

F.Hande BATMAZ
Hande Batmaz kişisel sitesi
  • KANGURU KESESİ

                    Bazen hepimiz bir kangurunun kesesinde yaşamak isteriz. Ne şahanedir, ah bir bilseniz...

                    O kesenin içine senin dışında, dünyanın hiçbir kötülüğü, çirkinliği, anlaşmazlığı, çıkmazları giremez. Sen istemedikçe kimse seni göremez, sana dokunamaz. Yalnızca sen ve sıcacık, korunaklı huzur dolu bir yuvan vardır, şu koca dünyada...En büyük derdin iki işaret parmağını kesene usulca yerleştirip, iki göz ile dünyayı seyre dalmaktır. O kesenin içinde o bozkır senin, bu sulak yer benim gezer durursun. Nice canlıyı yaralana yaralana değil, göre göre tanırsın. Sana zarar vermelerine, bilmeden de olsa onlara zararının dokunmasına izin vermezsin, veremezsin. Henüz o koca dünyan, farkındalık...

Müzik Listesi


PopUp MP3 Player (New Window)

Turkish Arabic Chinese (Traditional) English French German Italian Japanese Russian Spanish

Galeri

Kimler Sitede

Şu anda 183 konuk çevrimiçi
Açık

-11°C

Kayseri

Açık
Nem: %73
Rüzgar: Kuzeydoğu yönünden 10 km/s hızında
Çar -15°C / -2°C Az Bulutlu
Per -15°C / -2°C Parçalı Bulutlu
Cum -13°C / 1°C Açık
Cmt -8°C / 1°C Açık
HÜMA
Hüma Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi

Anketler

Hangi Fotoğrafları Beğendiniz